10

Nisan
2013

En Büyük Hadis Alimi

Yazar: admin  |  Kategori: HADiS iLMi  |  Yorum: Yok   |  461 views

Hazret-i Ebu Hüreyre’nin çok hadis rivayet ettiği için  Şii Taife  tarafından insafsızca kötülenmektedir. Dikkat etsinler ! Hazret-i Ebu Hüreyre kötülenince ahkam-ı şeriyyenin yarısı kötülenmiş olur. Çünkü, ahkam-ı şeriyyeyi bildiren üç bin hadis-i şerif vardır.

Yani üç bin ahkam-ı şeriyye, sünnet ile belli olmuştur. Bu üç binin yarısını haber veren Hazret-i Ebu Hüreyre’dir. Onu kötülemek, ahkam-ı şeriyyenin yarısını kötülemek olur.

Hazret-i Ebu Hüreyre, savaşta ve barışta Resulullahın yanından ayrılmazdı. Hafızası çok kuvvetli olduğundan, çok hadis-i şerif ezberlemişti. Eshab-ı kiramdan ve Tabiinden 800’den fazla kimsenin, kendisinden hadis öğrendiği Buhari’de yazılıdır.

Devamını Oku »

____________

8

Nisan
2013

Şii Taifesi Ebu Hureyreye İftira atar !

Yazar: admin  |  Kategori: HADiS iLMi, HAYATI (R.A)  |  Yorum: Yok   |  490 views

nehculbelaga(Şii Mezhebi’nin Baş ucu kitabı) Nehcül-belaga şerhinden   Ebu Hüreyre’ye güvenilmeyeceğini  çünkü çok hadis  rivayet ettiği bildirilmektedir.

Nehc-ül-belaga kitabını Bir Yahudi dönmesi olan Ali Mürteda’nın kardeşi, Radi isminde bir Şii’nin yazmış olduğunu, İslam âlimleri ittifakla bildirdiler. Zaten Şiiler bile, bunu inkâr etmiyorlar.

Zahiri ilimlerdeki ve tasavvuf bilgilerindeki yüksek derecesiyle tanınmış olan büyük veli, seyyid Abdullah-i Dehlevi hazretleri, Mektubat kitabında, Nehc-ül-belaga kitabının muteber olmadığını bildirmektedir. (m. 61)

Nehc-ül-belaga kitabını Şiiler ve Mutezile olanlar şerh etmiştir. Mesela şerh edenlerden biri İbni Ebilhadid mutezilidir. Bu kitabı, mason Abduh da şerh etmiştir; fakat hiç bir Ehl-i sünnet âlimi muteber kabul etmemiştir.

Onların nakilleri de, elbette Ehl-i sünnete göre muteber sayılmaz. O kitaptaki yazıların Ehl-i sünnete göre, hiçbir ilmi değeri yoktur. Çünkü Kaynak olarak yine kendi kitaplarını utanmadan gösterirler.

Hazret-i Ebu Hüreyre (radıyallahü teâlâ anh), Eshab-ı kiramın büyüklerindendir. Eshab-ı kiramın, derece olarak, büyüğünün de, küçüğünün de Cennetlik olduğu, hadis-i şeriflerle ve âyet-i kerimelerle bildirilmiştir. Bir âyet-i kerime meali:
(Mekke’nin fethinden önce Allah için mal verip savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlarla eşit değildir. Onların derecesi, sonradan Allah yolunda harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber, Allah hepsine de en güzel olanı [Cenneti] vaat etmiştir.) [Hadid 10]

Devamını Oku »

____________

9

Nisan
2011

Ebu Hureyre ile Hırsızın Kıssası :

Yazar: admin  |  Kategori: HAYATI (R.A)  |  Yorum: Yok   |  1.088 views

Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir.

Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) beni Ramazan’da toplanan zekat mallarını korumakla görevlendirmişti. Bir ara bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu yakaladım ve “seni Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e götüreceğim” dedim. O adam: “Muhtaç birisiyim, bakmakla yükümlü olduğum çoluk çocuğum var”, dedi. Ben de kendisini salıverdim. Sabah olunca Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Ya Eba Hureyre dün gece yakaladığın adam ne yaptı?” buyurdu. Ben de: Ey Allah’ın elçisi, o kimse ihtiyaç içinde bulunduğunu, çoluk çocuğunun olduğunu söyledi. Ben de acıdım ve bırakıverdim, deyince Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Dikkat et, o sana yalan söyledi, tekrar gelecek”, buyurdu.

Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ın bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye başladım. Adam geldi, yine yiyecek türlü şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine ben: Şimdi seni Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in yanına götüreceğim, dedim. O adam: Beni bırak, muhtacım, çoluk çocuğum da var, bir daha gelmem, dedi. Ben de acıdım ve bırakıverdim.

Sabah olunca Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bana:
“Ya Eba Hüreyre dün gece yakaladığın o adam ne yaptı?” diye sordu.
Ben de: “Ya Rasulallah, bana yine muhtaç olduğunu, çoluk çocuğunun olduğunu söyledi, ben de acıdım ve bırakıverdim” dedim. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem):
“O adam sana kesinlikle yalan söyledi ama yine gelecektir.” buyurdular. Ben de üçüncü sefer gelmesini bekledim.

Gerçekten de yine geldi ve yiyeceklerden tekrar avuçlamaya başladı. Ben de onu tekrar yakaladım ve:
“Seni kesinlikle Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e götüreceğim bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun” dedim. Bu sefer bana:
Devamını Oku »

____________

9

Nisan
2011

Hadis İlmindeki Yeri -2

Yazar: admin  |  Kategori: ŞAHSiYETi & İLMİ  |  Yorum: Yok   |  381 views

hadis1Hazret-i Ali de bizzat duymadığı hadisleri rivayet eden sahabilerin, onları Rasûl-i Ekremden duydularına dair yemin etmelerini istemiştir. Hazret-i Ömerin daha sora Ebû Hüreyreyi hadis rivayetinde tamamen serbest bırakması (İbn-i Kesir, VIII, 106-107), onun şahsına karşı özel bir tavır takınmadığını göstermektedir.

Ayrıca Ömerin Ebû Hüreyrenin rivayetlerine itimat ettiğine dair bir çok delil vardır.

Nitekim Hassan ibn-i Sâbit, Mescid-i Nebevîde şiir okumasını engellemek isteyen Hazret-i Ömere Resûlüllah devrinde mescidde şiir okuduğunu söyleyip Ebû Hüreyre de bunu doğrulayınca Halife Ömer, Ebû Hüreyrenin şahitliğine itiraz etmemiştir (Müslim, Fezâilüs-Sahâbe, 151-152). Yine Hazret-i Ömer, cildine dövme yaptıran kadın hakkında sahabilerin bilgisine başvurduğu zaman Ebû Hüreyrenin rivayet ettiği hadisi dinleyip kabul etmiştir (Buhârî, Libâs, 87). Cehmiyye ve mürcie tarafları bişr bin-i Gıyâsın Ebû Hüreyre aleyhindeki iddialarını reddeden Ebû Osman ed-Dârimînin söylediği gibi Halife Ömerin Ebû Hüreyreyi yönetici tayin etmesi, sonra da valilikte kalmasını ondan ısrarla istemesi kendisine güvendiğini göstermektedir (er-Red alel-merîsî, s. 132-135).

Ebû Hüreyrenin çok hadis rivayet etmesine karşı çıkanlardan biri olan Hazret-i Âişe, onu yanına çağırarak görmediği ve duymadığı bazı rivayetlerin hesabını sormak istemiş, Ebû Hüreyre de: Anacağım! Ayna, sürme ve güzel koku gibi şeyler beni oyalayıp da bu rivayetleri Rasûlüllahtan duymama engel olmadı deyince Âişe, Belki de öyledir (Zehebî, Alâmün-nübelâ, II, 604-605) diyerek kendisine hak verdiğini ifade etmiştir.
Devamını Oku »

____________

9

Nisan
2011

Ebu Hureyre’nin Cihad Aşkı

Yazar: admin  |  Kategori: ŞAHSiYETi & İLMİ  |  Yorum: Yok   |  417 views

cihadEbu Hureyre, Hind topraklarında savaşmayı çok ister, bu isteğini şöyle ifade ederdi:
“Allah Resulü -aleyhissalatu vesselam-, bize Hindlilerle savaşta cenneti vaadetti. Ona ulaşabilseydim kendimi ve malımı bu uğurda feda ederdim. O zaman öldürüldüğümde en faziletli şehidlerden olur, şehid olmadan dönersem cehennem ateşinden korunmuş olurdum. “ (Vâkidî, Meğazî : 2/760)

Ebu hureyre, bir seferde nöbet tutarken, gece büyük bir gürültü oldu ve herkes sahile koştu. Etrafta bir şey göremeyince “Bir tehlike yok” diyerek tekrar yatmaya gittiler. O gitmeyip nöbete devam etti. Sahabelerden biri yanına gelerek: “Niçin duruyorsun? Sen de gitsene.” dedi.

-Allah Resulü  Aleyhissalatu vesselam- “Allah yolunda bir saat nöbet tutmak, Kadir gecesinde, Hacer’ul Esvedin yanında gece boyu namaz kılmaktan daha hayırlıdır” buyurdu (İbn Hibban, 4603)
Yermuk Savaşı’nda Müslümanların gerilediğini görünce öne atılarak askerlere şöyle seslendi:
“Hûr’ı Ayn’a koşun! Cennet-i Naim’e, Rabbinizin civarına koşun! Rabbinizin katında olanlar, burada olandan çok daha güzeldir. İyi bilin ki, Allah’ın fazl’ı, sabredenlerle beraberdir.”
(İbn Kesir, el-Bidaye ve’n Nihaye, 7/9)

____________

9

Nisan
2011

Hadis İlmindeki Yeri -1

Yazar: admin  |  Kategori: ŞAHSiYETi & İLMİ  |  Yorum: Yok   |  323 views

Beş Binden fazla hadis rivayet etmekleri sebebiyle müksirûn diye anılan yedi sahabi arasında Ebû Hüreyre ilk sırayı almaktadır. Dini Mübini İslam Hükümlerinin  birçoğu onun rivayetleri sayesinde belirlenmiştir.

hadis1Baki ibn-i Maledden ibn-i Hazmin naklettiğine göre (Aded mâ li-külli vâhid, s. 79) onun rivayetleri mükerrerleriyle birlikte 5374ü bulmaktadır. Ahmed ibn-i Hanbelin el-Müsnedindeki rivayetleri 3862dir. Bu rakamı 3848 veya 3879 olarak tesbit edenler de vardır.

Ebû Hüreyrenin Kütüb-i sitte ile el-Müsneddeki mükerrer olmayan rivayetleri, M. Ziyâürrahman el-Aamînin tesbitine göre 1336 hadisten ibarettir (Ebû Hüreyre fî davi merviyyâtih, s. 76). Ahmed Muhammed Şâkir, el-Müsneddeki tekrarsız rivayetlerinin 1579 olduğunu söylemektedir (el-Bâisül-hasis, s. 188.

Ebû Hüreyreyi çok hadis bilen ve hadisleri en iyi ezberleyen sahibi konumuna getiren çeşitli sebeplerin başında, onun Hazret-i Peygamberle ilgili her şeyi öğrenme, hadisleri ezberleme konusundaki şiddetli arzusu ve dolayısıyla Resûl-i Ekremin yanından ayrılmaması gelmektedir.

Diğer sahabilerin neden kendisi kadar hadis rivayet etmediklerini soranlara söylediği gibi muhacirler çarşıda ticaretle, ensar da malları ve mülkleriyle meşgulken Ebû Hüreyre ehl-i Suffeden biri olarak Resûlüllahın yanından ayrılmamış, diğer sahabilerin bulunmadığı meclislerde bulunmuş, onların duymadığı hadisleri duyup ezberlemiş, ilmi aymayı emredip onun gizlemeyi yasaklayan ayetler karşısında bildiği hadisleri rivayet etmeye mecbur olduğunu düşünmüştür (Buhârî, el-Harş vel-müzâraa, 21; Müslim, Fezâilüs-sahâbe, 159, 160).

Resûlullah’  en yakın iki sahabiden Hazret-i Ebû Bekir Mescid-i Nebevîye bir hayli uzak mesafede oturduğu (Buhârî, Cenâ’iz, 3),

Hazret-i Ömer de mescide ancak gün aşırı gelebildiği halde Ebû Hüreyrenin her zaman Resûl-i Ekremin yanında bulunması ona hadis öğreniminde büyük imkân sağlamıştır.

Devamını Oku »

____________

9

Nisan
2011

Şahsiyeti ve İlmî Hayatı

Yazar: admin  |  Kategori: ŞAHSiYETi & İLMİ  |  Yorum: Yok   |  369 views

sahabeler

Ebû Hüreyre geniş omuzlu, saçı çift örgülü, sakalına kına yaktığı için kızıl sakallıydı. Başına siyah sarık sarardı.Gecenin üçte birinde uyur, üçte birine ibadet eder, üçte birinde de hadis müzakere ederdi (Dârimî, Mukaddime, 27).

Ona yedi defa misafir olduğunu söyleyen Ebû Osman en-Nehdî, Ebû Hüreyre ile hanımı ve hizmetçisinin geceleyin sırayla kalkıp ibadet ettiklerini bildirmektedir. Hazret-i Peygambere duyduğu derin sevgiyi, Sen görünce mutlu oluyorum, gözüm gönlüm aydınlanıyor diye ifade ederdi (Müsned, II, 323; Hâkim, IV, 160).

Resûlüllahın vefatından sonra Mescid-i Nebevîde hadis rivayet ederken onu hatırladığı için gözyaşını tutamadığı olurdu. (Tirmizî, Zühd, 48; Hâkim, I, 418.

Devamını Oku »

____________

9

Nisan
2011

Ebu Hureyre (r.a) Hayatı -2

Yazar: admin  |  Kategori: HAYATI (R.A)  |  Yorum: Yok   |  457 views

cennetul-baki

Ebû Hüreyre, hayatının son dönelerinde yabancıların çoğaldığı, görüşebileceği sahâbîlerin azaldığı Medineden ayrıldı ve yakın mesafede bulunan Zülhuleyfedeki veya Akîktaki evine çekildi.

Vefatından bir süre önce hastalandı ve 58 (678 yılında yetmiş sekiz yaşlarında iken vefat etti. Onun 57 (677) veya 59 (679) yılında öldüğü de söylenmektedir.

Cenazesi Medineye getirildi. Abdullah ibn-i Ömer ve Ebû Saîl el-Hudrî gibi sahâbilerin de katıldığı cenaze namazını Medine Valisi Velîd ibn-i Utbe kıldırdıktan sonra Cennetül-Bakîa defnedildi.

Velîd ibn-i Utbe onun vefat haberini Muâviyeye bildirdiği zaman halife, Ebû Hüreyrenin Hazret-i Osmanı destekleyenlerden biri olduğun söyleyerek geride kalan yakınlarına 10 000 dirhem vermesini ve kendilerine iyi davranmasını emretti. (Hâkim, III, 508.

Muaviyenin bu davranışı bazı kimseler tarafından Ebû Hüreyrenin aleyhinde kullanılmış ve Hazret-i Osman lehinde hadis uydurmasına mükâfat olarak ailesine yardım edildiği ileri sürülmüştür.

Ebû Hüreyrenin dört oğlu ile bir kızı olduğu söylenmektedir. Muharrer, Muharriz, Abdurrahman ve Bilâl adlı oğullarının ilk üçü az da olsa hadis rivayetiyle meşgul olmuşlardır. Kızı Sâid ibn-i Müseyyeb ile evlenmiştir.

 

____________

9

Nisan
2011

Ebu Hureyre (r.a) Hayatı -1

Yazar: admin  |  Kategori: HAYATI (R.A)  |  Yorum: Yok   |  641 views

ebuhureyre_Ebû Hüreyre Abdurrahmân ibn-i Sahr ed-Devsî (ö. 58 / 678

Yemende yaşayan Ezd kabilesinin Devs koluna mensub olup ne zaman doğduğu belli değildir. Câhiliye devrindeki adı çeşitli kaynaklarda Abdüşems, Abdüamr, Sükeyn, Amr b. Abdüganm gibi farklı şekillerde kaydedilmektedir. Hazret-i Peygamber onun adını Abdurrahman veya Abdullah olarak değiştirmiştir.

Künyesiyle ilgili en yaygın rivayet, koyun otlatırken bulduğu kedi yavrularını (Ar. hir [kedi], ism-i tasgîri hüreyre) elbisesinin eteğine koyup onlarla oynadığı için kendisine Ebû Hüreyre dendiği şeklindedir. (Tirmizî,Menâkıb, 46; Hâkim, III, 506).

İlk karşılaştıkları zaman Resûl-i Ekremin ona Ebû Hüreyre diye hitap etmesi bu künyenin Hazret-i Peygamber tarafından verilmediğini göstermektedir.
Ebû Hüreyrenin bu adla anılmaktan hoşlanmadığı, kendisine zaman zaman Peygamberin hitap ettiği gibi Ebû Hir denmesini arzu ettiği rivayet edilmektedir.

Adı unutulan Ebû Hüreyre nin baba ve annesinin adı hakkında da değişik rivayetler vardır. Babasına Ganm (Abdüganm), Âiz, Âmir, Amr, Umeyr, Hâris, Abdüşems, dendiği, annesinin adının Ümeyme veya Meymûne bint-i Subeyh (Sufeyh) olduğu kaydedilmektedir.

Devamını Oku »

____________

© Tüm Hakları Saklıdır - Ebu Hureyre (r.a)

ii mezhebi